PELLEGRA

Visibilia Ex Invisibilibus.

pellegra:

Bir arada yaşamanın gerginliğini yumuşatacak şahsî sığınaklar, toplumun değişmesiyle paralel olarak gözden geçirilmeli. Fakat, bu gözden geçirme/mesafe alma çabası için gereken güç nereden bulunacak?
Başkasının hiçbir şekilde suçlanamayacağı ilke olarak kabul edilse ve suçlamanın yöneltilebileceği daha soyut (dolayısıyla daha ulaşılmaz) failler bulunsa dahi, mesele suçlu arama değil, bağışlanmadır.
Bağışlanmanın hiçbir işareti görülemeyeceğine göre, imtina, bu bilinmezliğin tarafımızdan telafi edilmesi yönünde bir çabadır. Başkalığıyla büyüleyen telaşsız mevcudiyeti seyredalmak, bu koşullarda, firarsız mümkün değildir. Suçu sabit olmayan firarî, “istikbaline baktıkça mücrim gibi titrer”, ama mazisindeki hayaller yüzünden hiçbir mercie teslim olamaz.
Haldun Bayrı, “Cellatsız”, İki Şahit ve Diğerleri, 1997, Metis. 

pellegra:

Bir arada yaşamanın gerginliğini yumuşatacak şahsî sığınaklar, toplumun değişmesiyle paralel olarak gözden geçirilmeli. Fakat, bu gözden geçirme/mesafe alma çabası için gereken güç nereden bulunacak?

Başkasının hiçbir şekilde suçlanamayacağı ilke olarak kabul edilse ve suçlamanın yöneltilebileceği daha soyut (dolayısıyla daha ulaşılmaz) failler bulunsa dahi, mesele suçlu arama değil, bağışlanmadır.

Bağışlanmanın hiçbir işareti görülemeyeceğine göre, imtina, bu bilinmezliğin tarafımızdan telafi edilmesi yönünde bir çabadır. Başkalığıyla büyüleyen telaşsız mevcudiyeti seyredalmak, bu koşullarda, firarsız mümkün değildir. Suçu sabit olmayan firarî, “istikbaline baktıkça mücrim gibi titrer”, ama mazisindeki hayaller yüzünden hiçbir mercie teslim olamaz.

Haldun Bayrı, “Cellatsız”, İki Şahit ve Diğerleri, 1997, Metis. 

"Hayatın ne kadar berbatsa gerçeğe, varoluşun o sert özüne o kadar yakınsındır; insanın babasını on ikinci doğum gününden altı hafta sonra kaybetmesinden daha kötü bir şey olabilir mi?"

Timbuktu iyi kitap.

"Başka bira yok mu?"
"Sözcükler ağzından çıkarken o aşağıya bakıyordu. Akşam kedileri yine belediye görevlilerinden önce davranıp çöp konteynırlarına saldırmışlardı. Çöp poşetlerini patileriyle yırtıp, içlerinde ne var ne yok dışarı çıkarıyorlardı. O sırada çıkan poşet seslerini duymaya çalıştı. Olmadı. Az önce sorduğu soruya karşılık gelmeyince de soruyu tekrarladı. Bu sefer sözcükler Alper’in ağzından çıkar çıkmaz göğün yedinci katından aşağıya atladı. Alper gözleriyle hayalî sözcükleri takip etti, asfalta çakıldıkları anda bir cam gibi kırıldılar. Önce buz sonra tuz oldular. Çıkan sesi Alper’den başka duyan olmadı."
- Petunya, sf 12, 13. 
Anlatımın güzelliği… Tim Parks-Kader. Kanat Kitap, Çeviren Roza Hakmen. Bu kitaba olan takıntımı bilen bilir (ukalalığa gel), aklıma geldikçe bir şeyler paylaşıp dururum. Anlık görüntü idefixten alındı. Öperim. 
steveharrisfan:

Steve Harris

steveharrisfan:

Steve Harris

"İlgi duymuyordum. Hiçbir şeye ilgi duymuyordum. Nasıl kaçabileceğime dair hiç fikrim yoktu. Diğerleri yaşamdan tat alıyorlardı hiç olmazsa. Benim anlamadığım bir şeyi anlamışlardı sanki. Bende bir eksiklik vardı belki de. Mümkündü. Sık sık aşağılık duygusuna kapılırdım. Onlardan uzak olmak istiyordum. Gidecek yerim yoktu ama. İntihar? Tanrım, çaba gerektiriyordu. Beş yıl uyumak istiyordum ama izin vermezlerdi." – Charles Bukowski

Dönüp dönüp aynı cümleler kafama çivileniyor. 

Metafizik bir vatansızım ben*

"Öncelikle belirtmem gerekir ki, herkesin genç ölme şansı yok. İlk kitabımı yirmi bir yaşında Rumence yazdım; bundan sonra bir şey yazmamaya karar vermiştim. Sonra bir tane daha yazdım, kendime yine aynı sözü vererek… Kırk yıldan fazla bir zamandır bu komedi tekrarlandı. Çünkü yazmak, ne kadar az olursa olsun, bana bir yıldan ötekine geçmede yardım etti…"

- Cioran, “Ezeli Mağlup”, Çeviren Haldun Bayrı, Metis.

*Fernando Savater ile yaptığı ve “Escibir para despertar” başlığı altında 23 Ekim 1977 tarihli El Pais’te yayımlanan söyleşinin başlığı. 

#RIPRobinWilliams
Leziz bir fotoğraf, güzelliğe olan inancım tazelendi resmen. Seyhan'dan…
Wauvv…

Steve Harris, Iron Maiden in İstanbul 2013. Photo: Muhsin Akgün.