PELLEGRA

Visibilia Ex Invisibilibus.

“Yaşamımın başarısız olmadığını bilmem ve buna inanmam gerekiyordu. Bir takım özel amaçlar ve yüksek maksatlar uğruna şimdi (bu zamanda ve bu Rusya’da) benim gibilerin tanınmadan, isimsiz ve metin yaratma becerisiyle yaşamaları gerektiğine inanmam gerekiyordu. Underground. Sözsüz yaşamayı denemek, başkaları yaşıyorlar ya, susarak yaşamak risk midir değil midir; işte bütün mesele bunda ve ben-ilklerden biriyim. Tanınmazlığımı bir yenilgi olarak görmedim, onlarla beraber kaldığımızı bile düşünmedim- zaferdi benim için tanınmazlık. ’Ben’imin metinlerimi aşması gerçekliği. Adımımı ileri attım.”

 

- Vladimir Makanin, Underground 

“Yaşamımın başarısız olmadığını bilmem ve buna inanmam gerekiyordu. Bir takım özel amaçlar ve yüksek maksatlar uğruna şimdi (bu zamanda ve bu Rusya’da) benim gibilerin tanınmadan, isimsiz ve metin yaratma becerisiyle yaşamaları gerektiğine inanmam gerekiyordu. Underground. Sözsüz yaşamayı denemek, başkaları yaşıyorlar ya, susarak yaşamak risk midir değil midir; işte bütün mesele bunda ve ben-ilklerden biriyim. Tanınmazlığımı bir yenilgi olarak görmedim, onlarla beraber kaldığımızı bile düşünmedim- zaferdi benim için tanınmazlık. ’Ben’imin metinlerimi aşması gerçekliği. Adımımı ileri attım.”

 

- Vladimir Makanin, Underground 

Görseldeki metin, “Mezarımdan Yazıyorum" adlı kitaptan bir alıntı. Bu kitabı askerdeyken okumuştum, nev-i şahsına münhasır bir yazardan beklenen gerçekleşiyor ve özgün bir kitap ortaya çıkıyor. Cesur yayınevlerini takip ediyorum da, eskiye göre daha çok risk alıyorlar. Geleneksel yayıncılık kafasından uzak olmaları, hazırladıkları kitapların her ayrıntısına yansıyor. İşte Jaguar Kitap da bu cesur yayınevlerinden birisi. Daha çok kitaplarını alacağız anlaşılan.

Görseldeki metin, “Mezarımdan Yazıyorum" adlı kitaptan bir alıntı. Bu kitabı askerdeyken okumuştum, nev-i şahsına münhasır bir yazardan beklenen gerçekleşiyor ve özgün bir kitap ortaya çıkıyor. Cesur yayınevlerini takip ediyorum da, eskiye göre daha çok risk alıyorlar. Geleneksel yayıncılık kafasından uzak olmaları, hazırladıkları kitapların her ayrıntısına yansıyor. İşte Jaguar Kitap da bu cesur yayınevlerinden birisi. Daha çok kitaplarını alacağız anlaşılan.

turgut-uyar:

"İnsan en çok sabahları arar sevdiği kadını." 

turgut-uyar:

"İnsan en çok sabahları arar sevdiği kadını." 

(via filmlerdeoyleolur)

İyi kitap severiz. Gerçek Bir Yanılsama: Bilinç 

Annem ve Yapı Kredi (Murat Çelikkan)

Birkaç yıl önce ölen annem, emekliliği boyunca çeviriler yaptı. Farklı yayınevleriyle çalıştı ancak Yapı Kredi ile düzenli ve memnuniyet verici bir ilişkisi oldu. Çevirdiği Amin Maalouf kitapları çok sattı. Annem Esin Talu-Çelikkan öldükten sonra da kitaplar basıldıkça mirasçısı olarak ben para aldım. Doğrusu hiç takip etmedim çünkü her şey çok düzenli yürüyordu.

Taa ki… Bu yıl başında aldığım mektuba ve Yapı Kredi Yayıncılık yönetimi değişene kadar. Yapı Kredi, yazar ve çevirmenlerine telif ödemelerini o güne kadar, kitabın basımından bir ay sonra yapıyordu. Mektuptan anladık ki bunun gerekçesi yazar ve çevirmenleri enflasyona karşı korumak imiş. Ancak artık enflasyonsuz ortam olduğu için dört ay sonra ödeme yapacaklarmış. Yazıyı ciddiye almadım. Anlaşılan Yapı Kredi’nin içinde bulunduğu finansal kriz yayınevine de yansımıştı. Ama bu beni ilgilendirmiyordu. Daha sonra yayınevinin değişen ve sektörün kıdemlilerinden yöneticisinin randevu talebi üzerine görüşmeye gittim. O da, sektörde uygulamanın bu olduğunu -ki değil- artık böyle yapmak istediklerini anlattı. Ben, bu yayınevine insanları bu koşullarda çağırmadıklarını, bankanın ve belki yayınevinin kötü yönetilmiş olmasından benim sorumlu tutulamayacağımı, başkalarının kusurlarının bedelini yazar ve çevirmenlere ödetmenin hiç yakışık almayan bir tutum olduğunu belirttim. Ayrıca bunu kabul etmenin çevirmediğim bir kitap üzerinden çevirmenlere de büyük haksızlık olacağını söyledim. Düşünmemi rica etti.

Düşündüm.

Her ne kadar yukarıda saydığım gerekçeler geçerliliğini koruyor idiyse de bu her yıl baskısı yapılan kitaplar annemin isminin yaşatıldığı tek yerdi. Bunu sona erdirmeye kıyamadım ve dört ayı kabul ettim. Kabul görüşmesine 30’dan fazla baskı yapmış olan kitaplar için yönetici hanım şunu söyledi: “Yeni baskılarda gördük ki redaksiyon gerekiyor.” Yani daha önceki yöneticiler atlamış! 30 basım yapılmış, şimdi akılları başlarına gelmiş! Neyse, ‘her çeviri redaksiyon gerektirir’ diyerek eğer çevirileri redakte etmek istiyorsa buna itirazım olmayacağını hissettirmeye çalıştım. Ancak kazın ayağı öyle değilmiş. Bu redaksiyon için de yüzde 10 olan telif ücretini yüzde 8’e indirecekmiş. Ben de “Dünyada ve Türkiye’de hangi yayınevinde redaksiyon parası çevirmene ödetilir, bu nasıl samimiyetsiz bir esnaf dilidir” diyerek bunu kabul etmedim. İkaz geldi, “Ama biz yüzde 8 vererek yeniden çevirtebiliriz,” diye!

Tüm bunları anlatmamın nedeni Amin Maalouf’un “Doğunun Limanları” adlı kitabının 32. baskısı kitapçılarda. 31 baskıdan sonra çevirmeni değişti.

Murat Çelikkan

Radikal

18 Eylül 2005

okursanyazarim:

Muhteşemler merhaba,Yeni kartpostal çekilişimizi hemen yapalım. Bilmeyenlere hatırlatalım; her beğenenin ve rebloglayanın birer hakkı olacak ikisini de yapanın haliyle iki hakkı oluyor. ve şanslı 10 muhteşemi kura ile rastgele seçiyoruz. Hepsi bu kadar. Hepinize sevgiler.

okursanyazarim:

Muhteşemler merhaba,

Yeni kartpostal çekilişimizi hemen yapalım. Bilmeyenlere hatırlatalım; her beğenenin ve rebloglayanın birer hakkı olacak ikisini de yapanın haliyle iki hakkı oluyor. ve şanslı 10 muhteşemi kura ile rastgele seçiyoruz.
Hepsi bu kadar. Hepinize sevgiler.

Godard diyor ki;

“Sinema bir düş ya da hayal ürünü değildir. Sinema hayattır. Ben filmlerle hayat arasında bir fark görmüyorum. Mesela cinsellik de, hayatta ne rol oynuyorsa sinemada aynı rolü oynar. Aynı sebeple, bir filmin sembolik olabileceğine ihtimal vermem; çünkü bir film, gerçeğin fotoğrafının çekilmesidir. İyi bir film yapmak, problemleri farklı biçimde ortaya koyma meselesidir. Siyasal bir film yapmak istiyorsanız, kuşkuları ortaya koymak zorundasınız. O yüzden eleştiriyi de film yönetmeninde değil, filmin içinde aramalısınız.”

Türkçesi: Selim Özgül, Agora Kitaplığı.

zeytinburun:

Anneleri evlatsız, çocukları babasız bırakan #SrebrenitsaKatliamı’nın acısı, aradan geçen 19 yıla rağmen hiç dinmedi.

" Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz.
Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın.
Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.”

- Alija Izetbegović